Dış güçlerin siyasi ve askeri baskıları Kerkük’teki kaosu derinleştiriyor

Dış güçlerin siyasi ve askeri baskıları Kerkük’teki kaosu derinleştirirken, Kerkük’te yaşayan halk ise,  müdahaleleri reddediyor.


Kerkük’te 2003’ten bu yana devam eden sorunlar, dış ülkelerin müdahalesi ve Kürdistan Bölgesi ile Irak arasındaki sorunlardan dolayı kaos ortamı derinleşiyor. Dış güçlerin arasındaki baskılar nedeniyle Kerkük’teki etnik yapılar üzerindeki tehlike artıyor.

Kerkük’teki iç sorunlar

Kürtler 16 Ekim 2017 olaylarından sonra kendi kontrolleri altındaki bölgelerin çoğunu kaybetti. 16 Ekim olaylarından bu yana Kerkük Valiliği’ne Vekaletten Rakan Ciburi atandı. YNK Kerkük Valiliği’ni bir kez daha elde etmek istiyor. KDP ise Cumhurbaşkanlığı görevini YNK aldığı için Kerkük Valiliği görevini istiyor.

KDP ve YNK arasındaki siyasi anlaşmazlıklar, Kerkük’te yeni bir valinin seçilmesine engel oluyor. Kerkük’teki Kürt halkı ise, vekaletten gelen Kerkük valisi tarafından Kürtlere karşı yasa dışı uygulamaların gerçekleştirildiğini belirtiyor.

KDP, 16 Ekim olaylarından sonra Kerkük’e geri dönmedi. Kerkük’ü işgal edilmiş bir vilayet olarak adlandırıyor. Siyasetçiler KDP’nin bu tavrını, KDP ile YNK arasındaki anlaşmazlıklara bağlıyor.

Kürdistan Bayrağı’nın asılması Kerkük’te karışıklığa neden oldu. Vekaletten atanan Kerkük Valisi Rakan Ciburi, Kürdistan Bölgesi bayrağını YNK’nin karargahlarından zorla indirmek istedi. Irak Başbakanı Adil Ebdulmehdi ise Irak federal mahkemesinin konu hakkında karar vermesi gerektiğini belirtti.

Kerkük’te Kürdistan Bölgesi bayrağının asılması bazı etnik yapıların ve siyasi tarafların tepkisine neden oldu.

YNK, karargahlarına Kürdistan Bölgesi bayrağını astıktan sonra Kerkük’teki bazı parti ve Arap taraflar 12 Ocak’ta Arap Birliği Cephesi’ni kurdu. Arap cephesi bir daha 16 Ekim 2017 öncesine dönmek istemediklerini belirtti. Cephe, 16 Ekim 2017’den sonra elde edilen kazanımlara saygı gösterdiklerini iletti. Siyasetçiler Arap Cephesi’nin oluşturulmasını, bir ulusun Kürtlere karşı tepkisi olarak yorumladı.

Adil Ebdulmehdi programındaki başka bir nokta ise tartışmalı bölgelere ilişkin tartışmaların başlatılması ve Irak yasasının 140’ıncı maddesinin uygulanarak, tartışmalı bölgelerdeki sorunların çözülmesi için çalışma yürütülmesidir. Hükümet oluşturulduğu günden bu yana tartışmalı bölgeler konusunda bir adım atılmadı. Irak Hükümetinin tam olarak oluşturulmamış olması Kerkük’te huzurun sağlanamamasına sebep oldu.

Kerkük’e yönelik dış müdahaleler

Kerkük’e en çok Türkiye müdahale ediyor. Türk devleti Türkmenlerin aracılığıyla Kerkük’teki varlığını güçlendirmek istiyor. Türkiye’nin Türkmenler dışında terörist gruplara ve DAİŞ çetelerine yardım etmesiyle ilgili birçok belge var. Türkiye Kerkük’teki huzurun bozulması için Kerkük’e müdahale edip, çetelere yardım ediyor. Örneğin 8 Nisan 2018’de Hewice’ye bağlı Reşad beldesinin Humeri köyünde DAİŞ ile Haşdi Şabi arasındaki savaşta öldürülen bir çetenin üzerinde Türkiye bayrağı bulunuyordu.

11 Temmuz 2018’de de Irak Parlamentosu’nun eski üyesi Şiwan Dawidi, “Türk devleti tarafından Türkmen Cephesi için 500 kişilik bir askeri güç oluşturuldu. Bu güç Türkiye tarafından yönetiliyor ve bütün çalışmaları Türkiye tarafından yürütülüyor. Türk devleti 500 kişilik güce maddi destek sağlıyor” demişti.

Öte yandan 2017 yılında dönemin Kerkük Valisi Necmedin Kerim, Kerkük’te Kürdistan Bölgesi bayrağını asacaklarını söyledi. Ancak Türk devleti tepki gösterdi ve bayrağın asılmasını kabul etmeyeceklerini bildirdi. Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayip Erdoğan Kerkük’te Kürdistan Bölgesi bayrağının asılmasını kabul etmediklerini belirtmişti.

2018 yılında ise Türkiye’nin Irak Büyükelçisi Fatih Yıldız Kerkük’ü iki defa ziyaret etti. Yıldız ziyaretinde, Kerkük’ün dedelerinin ve atalarının kenti olduğunu söyledi. Yıldız’ın açıklamaları Kerkük halkının tepkisine neden oldu.

Türk devleti Kerkük’te konsolosluk açmak istediklerini belirtti. Erdoğan’ın imzasıyla Türkiye’nin Kerkük’te konsolosluk açmasına karar verildi.

Türkiye’nin Kerkük’e daha fazla müdahalede bulunmak istediğini söyleyen siyasetçiler Türkiye’nin Kerkük’teki huzuru bozmaya çalıştığını ve bölgedeki yapıların ortak yaşamına zarar verdiğini kaydetti.

İran’ın müdahalesi

16 Ekim 2017 olaylarından sonra Kerkük’te birçok Haşdi Şabi grubu yerleşti. Haşdi Şabi İran ile yakınlığı ile bilinen bir güçtür. İran’daki siyasetçiler, Haşdi Şabi güçlerinin yoluyla Kerkük’te İran’a yakın birçok gücün yerleştiğini söyledi. İran’a yakın güçlerin amacı Kerkük’teki kaosu derinleştirmek. Siyasetçiler, İran’ın ABD baskılarını azaltmak istediğini ve Irak ile ABD güçlerinin dikkatini Kerkük’e çevirmek istediğini kaydetti.

İran’ın Kerkük’te yer edinme çabaları devam ediyor. Geçtiğimiz günlerde İran yöneticilerinden ve İran pasdarları sorumlularından oluşan bir heyet Kerkük’ü ziyaret etti.

Edinilen bilgilere göre ABD’de güçlerini Kerkük’e yerleştirdi. Siyasetçiler, ABD’nin Irak federal polislerinden Kerkük’teki askeri karargahları boşaltmalarını istediklerini ifade ediyor. Yalnızca söylemde kalan iddialar hiçbir resmi kurum tarafından onaylanmıyor. Ancak ABD Başkanı Donald Trump’ın Irak ziyaretinden sonra, ABD’nin Irak’taki askeri hareketliliği arttı.

Dış ülkelerin yarışı ve iç yarışlar Kerkük’teki kaosun derinleşmesine sebep oluyor. Dış ülkelerin Kerkük’teki baskısı arttı. Kerkük’teki yurttaşlar durum karşısında endişeli.  Ülkeler arasındaki yarışa tepkili olan Kerkük yurttaşları dış ülkelerin ve tarafların Kerkük yarışına son vermesini istiyor.  Kendi kendilerini yönetmek isteyen Kerküklüler, sorunlarını yine kendileri çözmek istiyor.

Kerkük’ün durumuna ilişkin konuşan Aso Mihemed, “Kerkük’ün durumu belirsiz. Kerkük’ten KDP ve YNK sorumludur. Bu da dış ülkelerin Kerkük’e müdahalesini kolaylaştırdı. Türkiye ve İran Kerkük’e en çok müdahale eden devletlerdir. Türkiye Kerkük’ü atalarının toprağı olarak görüyor. Diğer taraftan Kerkük’te konsolosluk açmak istiyor. Kerkük’teki sorunların çözümü için Kerkük’teki etnik yapıların ortak yaşamından bahsettik. Kerkük’teki uluslara yönelik planlara karşıyız. Kerküklüler olarak kendi kendimizi yönetmek istiyoruz” dedi.

Türk devletinin Kerkük’e müdahalesinin gözler önünde olduğunu söyleyen Soran Ebulkerim ise, “Türkiye Arap, Sunni ve Türkmenler aracılığıyla Kerkük’teki huzuru bozmak istiyor. İran’ın bölgeye gelmesi Irak’ı tek parça olarak gördüğünden değildi. Kerkük’teki kaosun derinleşmesinde İran ve Türkiye’nin büyük bir payı var” diye konuştu.

(bh/eo)