Görünmeyen katliam -4

Kadına yöneliş şiddete karşı örgütlerin temsilcileri, gazeteciler ve kadın akademisyenlerin çoğu, şiddete karşı mücadele konusundan hükümetten medet umuyor. Ancak dikkat çekici olan şey ise “Kimse benim ayranım ekşidir” demiyor.


Kadına yönelik şiddet, öldürme ve hak ihlalleri her geçen gün artarken, sorunlar yaşayan kadınlar sorunları çözülmediği için çoğu kez “kendin öldürme” yoluna başvuruyor. Kurum ve ilgili yerler sorunları çözmek yerine onlar da şikayet, eleştiri ve öneriler yapıyor. Kurum ve ilgili yerlerin bizzat kendilerinin de eleştirdiği iktidardan çözüm umuyor.

Konularımız üzerinde birkaç kurum ve şahsiyetlerin görüşleri şöyle:

Kadına Yönelik Şiddete Karşı Yönetimi Kanun Bölümünden Sorumlu Ruxoş Ehmed:İçinde yaşadığımız sistem erkek egemen bir sistemdir. İmkan ve makamlar daha çok erkek için ayrılıyor. Erkekler yönetimde daha fazla yer aldığı için erkekler kadınlardan daha fazla tecrübelidir. Ağır işler, evin bakımı, çocukların eğitimi gibi işler de kadına bırakılıyor. Ne erkek ne de hükümet bu konuda kadına yardım etmiyor. Kürdistan Bölgesi’ndeki partiler bütün resmi, toplumsal makamlara hatta ailevi kurumlara bile el koymuş durumda. Bakanlık askeri rütbelere göre kadına yönelik şiddete karşı yönetimde paylaşım yapıyor. Kadınların yönetimde daha hassas ve daha iyi olduğunu düşünüyorum. Ancak imkanlar aynı oranda kadın için ayrılmıyor. Bazı sorunların kaynağı kadının korkması ve yanlış yapmaktan çekinmesinden alıyor.

Kürdistan Bölgesi’nde kadınlar için ayrılan yüzde 25’lik kota diğer bütün kurum ve ilgili yerlerde de esas alınması gerekir. Kadınlar daha iyi bir şekilde kadınların sorunlarını çözebilir. Kadın sığınma evinde yöneticilik yaptığım zaman kadınlar geldiğinde erkek yöneticiye rahatlıkla derdini anlatamıyordu.

RJAK Koordinasyonu Üyesi Necîbe Ömer: Sivil örgütler daha iyi rollerini, görevlerini yerine getirmesi için iktidara bağlı olmamalıdır. Toplumsal kadın örgütleri de parlamentoya etki etmesi ve değişim yaratması için önemli bir role sahiptir. Kadınların ve toplumun sorunlarını çözmek için sivil eylemlere öncülük ediyor. Bu vesileyle parlamentoya ve hükümete baskı kurabilirler.

Örgütler kadın sorunlarının çözümü için alakadar olursa o zaman kadınların sorunları daha rahat çözülebilir ve konuşulur. Geçmiş dönemde birçok kez kadın sorunlarının çözümü için kadına yönelik şiddete karşı yönetimlere başvurdu ancak kadınların sorunlara erkek egemen bir bakışla kadınların sorunları çözülmeden kadını geri eve gönderdiklerini gördük. Sorunlar iki cinsi de ilgilendirdiği için erkeklerin de bazı kurumlarda yer alabilir.

Karın örgütleri olarak hükümetten kadına yönelik şiddete karşı örgütlerin yönetimlerinde kadınların olması ve çalışanların sivil kadın örgütleri tarafından eğitilmesini talep ettik. Ancak iktidar bunu öyle istemiyor. Toplumsal kadın örgütleri bu konuda uyarıp, eğitmesi gerekir. Kökten bir değişim sağlanmadığında sivil kadın örgütleri de iktidarın bir parçası olacak. 2007 yılında birçok kadın örgütü olarak hazırladığımız listeyi bakanlık ve kurumların işleyişe koyması için hükümete listeyi sunduk. Kurum ve bakanlıklara bağlı kurumlarda kadınların daha fazla yer alması için bir kez daha sunabiliriz.

Demokrasinin Gelişmesi ve İnsan Hakları Örgütü Yöneticisi (DABÎN) Dilsoz Zengene: Yönetimlerde yarısının kadın yarısının erkek olması gerekir. Hükümete bağlı kadına yönelik şiddete karşı kurumlarda da kadınların yer alması için hükümetle diplomatik ilişkiler kurmalıyız.

Gazeteci Tirîfe Hesen: Kadına yönelik şiddet ve suçlarda ağır cezaların verileceği kanunların çıkarılması gerekir. Kadın örgütleri güçlü bir mücadele yürütmelidir. Kitlesel kadın eylemlerine ihtiyaç var. Kadın örgütleri kadınlara daha çok seminer, panellerle örgütlemeler yapmalıdır. Basın kurumları da sadece haber yapma ya da kendini öldürenlerle sınırlı kalmamalıdır. Ciddi bir araştırma yapmalıdır. Genişçe yapılan incelemelerin ardından öldürme ya da kendini öldürme konusunda sonuçları açıklanmalıdır.

Süleymaniye Üniversitesi Öğretim Görevlisi Naziye Osman Mihemed: Ortadoğu’da ve özellikle de Kürtler arasında kadın her dönemde şiddete uğruyor. Yürütülen çalışmalar zayıf olduğu için sonuç alınmıyor. Kadın örgütlerinin tamamen çalışmadığını söylemek istemiyorum ama nasıl bir iş ortaya çıkarıyorlar. Sorunların tespitleri iyi yapılmalı ve neyden kaynaklandığını ortaya koymalıyız. Kadınların nasıl haklarını elde edeceği konusunda eğitimler verilmelidir.

Toplumda insan değeri azaldığı için kadın ya da erkeğin başına gelen şey üzerinde çok ilgili olunmuyor. Kadın örgütleri kadınların bütün şikayetleri ve davaları üzerinde incelemeler yapıp, şiddetin sebebini ortaya koyacak analizler yapmalıdır. Yeterli araştırma yapılmıyor. Kadın ölümleri konusunda da ciddi araştırmalar yapılmıyor. Bazı kadın kurumlar olsa da çok azdır. Kadın sığınma evleri sorunları bir yere kadar çözüm bulabiliyor ancak daha sonrasına çözüm olma konusunda yetersiz kalıyor. Kadın sığınma evi sorunlara tam çözüm olamadığı için kadın için zindan gibi bir yer geliyor. Kedimizi ve çocuklarımızı bu konularda daha fazla eğitmeliyiz. Eğitimde kız ve erkek çocuğu arasında ayrım koyan kitaplarda büyük değişimler yapılmalıdır.

Kürdistan Kadın Gazeteciler Birliği Sorumlusu Seywan Rostem: Kadına yönelik şiddet sadece kadın örgütleriyle bitecek değil, daha geniş çalışmalar yürütülmelidir. Kurumumuzun öncelik görevi olarak kadına yönelik şiddetle mücadele konusu oldu ve bu konuda birçok çalışma yürüttük. 1992 yılından bu yana Irak ve Kürdistan Bölgesi’nde kadın alanındaki kanunların değişmesi için mücadele ediyoruz. Aile, namusun ve kadına yönelik şiddetin önünü açan ciddi kanunlar var. Perspektif, psikoloji, toplumsal, acil yardım ve hukukun korunması gibi bölümlerimiz var. Her şeye rağmen çok şeyi yapamıyoruz. Hükümetin de birçok şey yapması gerekir. Birçok şey de kurumların eğitimine de bağlıdır. Hükümetin kadına yönelik şiddetle mücadele konusunda önemli bir stratejisi olması gerekir. Kadın örgütleri de bu stratejilerin yerine gelmesi için rollerini daha iyi oynayabilir. Özel bir bütçe de bunların uygulanması için ayrılmalıdır.