İşgalcilerin müdahaleleri ve kardeş kavgası!

Bölgede uzun yıllardır birçok alanda mücadele eden Kürt güçleri, dış güçlerin müdahalesi sonucunda birçok kez Kürt güçleri arasında iç savaş yaşandı. 1978’den bu yana birçok yaşanan iç savaşta binlerce kişi yaşamını yitirdi. Bölgede özellikle işgalci Türk devleti Kürtler arasında bir kez daha karışıklık, hata iç savaş çıkması için çabalıyor.


Türk devletinin Başurê Kürdistan’a yönelik işgal saldırılarını arttırdığı bu dönemde Kürt ulusal birliğin önemi bir kez daha ortaya çıktı. Türk devleti işgal saldırıyla sivilleri katlederken, KDP ve bölge yönetimini de kendi çıkarları için kullanmak istiyor. Bölgede geçmişten günümüze işgalciler Kürt güçleri arasında “Birakujî” (Kardeş kavgası) çıkardı ve binlerce kişi öldü. Aynı şekilde Türk devleti bölgede Kürt güçlerini bir kez daha karşı karşıya getirerek, iç savaşın çıkmasını ve bölgeye yönelik hayallerini gerçekleştirmek istiyor.

RojNews olarak, geçmişte işgalci devletlerin kirli planlarıyla da Kürt güçleri arasında yaşanan “şerê birakujiyê” derledik.

“İlk kardeş kavgası” 1978 yılında YNK ile KDP arasında yaşandı. YNK, bu savaşı “harabe” olarak adlandırdı. Mela Mustefa Barzani direnişinden önce Başur’da Komünist Parti ve KDP vardı. Komünist Parti ve KDP birçok kez birbirlerinin üyelerine işkence etti. Ancak aralarında silahlı çatışma yaşanmadı.

İran ve Irak arasında 1975’te imzalanan “Cezayir Anlaşması”ndan sonra Mela Mustefa Berzani, “Aşbetali” (Her şeyi bırakmak) ve direnişin bittiğini duyurdu. Bir yıl sonra YNK kuruldu. YNK, köy ve dağda askeri ve siyasi mücadeleye başladı. YNK’nin kurulmasından sonra Mela Mustefa Barzani’nin oğlu İdris Barzani KDP pêşmergelerini örgütlemeye başladı ve KDP için geçici bir yönetim oluşturdu. KDP güç oluşturunca YNK ile olan anlaşmazlıkları arttı.

YNK, Baas rejiminin saldırılarının önünü almak için 1978’de Bradost bölgesine kendi güçlerini yerleştirdi. Aynı zamanda İran ve Türkiye sınırlarından yararlanmak isteyen YNK, KDP’nin geçici yönetiminin önünü kesmek istedi. Ancak KDP’nin geçici yönetiminin planı, Türk MİT’i ve Irak istihbaratının işbirliği ile 700 YNK pêşmergesi Bakur’a gitti. Daha sonra Türk MİT’inin talebi üzerine Bakur’daki Kürt aşiret güçleri tarafından saldırı düzenleniyor ve YNK güçleri parçalanıyor. Daha sonra KDP geçici yönetime bağlı güçler tarafından tuzak kurularak, 700 YNK pêşmergesini öldürdü.

1980’dan sonra

YNK ve KDP arasındaki savaştan sonra a YNK, KDP, Sosyalist, Pasok ve Komünist partileri arasında birçok kez savaş yaşandı. Bu partiler birçok kez birbirlerinin ofislerine saldırdı ve birbirlerinin üyelerini öldürdü.

1980’de Kürdistan Bölgesi’ndeki taraflar iki cepheye ayrıldı. İlk cephe YNK’nin öncülüğünü yaptığı ve Kürdistan Sosyalist Partisi, Baas Partisi, Arap Sosyalist Hareketi ve Irak Komünist Partisi’nden oluşan Ulusal Demokratik Halk Cephesi’ydi.

İkinci cephe ise KDP’nin öncülüğünü yaptığı Kürdistan Sosyalist Partisi, Komünist Parti, Kurd-PSK Sosyalist Partisi’nden oluşan Ulusal Demokrasi Cephesi’ydi.

Dengenin sağlanması için Komünist Partisi her iki cephede de yer alıyordu. Komünist Parti ardından Sosyalist Parti de her iki cephede yer aldı. Ancak bu çabalar bile kardeş kavgasını sonlandırmadı.

1982’den 1984’e kadar her iki cephe arasında birçok çatışma yaşandı. İki cephe arasında en çok ses getiren savaş 1983 yılının Nisan ayında yaşandı. KDP’nin öncülüğünü yaptığı cephe YNK Politbürosu’na saldırdı ve ofisine el koydu. Daha sonra YNK, KDP’nin öncülüğünü yaptığı cepheye saldırdı. YNK Qendil’deki Piştaşani köyünde KDP cephesine saldırdı. Saldırı sonucunda 68 Komünist Parti pêşmergesi ve 12 Kürdistan Sosyalist Partisi pêşmergesi yaşamını yitirdi.

Raperin’den sonra iç savaş

1991 Raperin’inden sonra Kürdistan Bölgesi’nde bütün taraflardan oluşan ve özgürleştirilen bölgeleri yöneten Kürdistan Cephesi kuruldu. 1992’de yapılan seçim ile Kürdistan Bölgesi Parlamentosu ve hükümet kuruldu. Ancak yaşanan iç savaşın etkileri hala sürüyordu. Bu nedenle 1994 yılına kadar da partiler arasında birçok savaş yaşandı.  En büyük savaş 1994’te YNK ile KDP arasında yaşandı. Savaş 1997 yılına kadar devam etti. Savaşın etkileri günümüze kadar da devam ediyor. Savaş sonucunda iki tarafın 10 binden fazla üyesi ve yurttaş öldü. 30 binden fazla kişi göç etmek zorunda kaldı.

İç savaşın sonuçları

Başur’daki siyasi partiler arasındaki iç savaş nedeniyle birçok üst düzey pêşmerge ve yönetici şehit düştü. Savaş Kürt Özgürlük Hareketi’ne büyük zarar verdi.

Türkiye ve İran askerlerinin bölgeye getirilmesi

Türkiye ve İran, YNK ile KDP arasındaki savaşı fırsat görüp kendi askerlerini Başur’a getirdi. İran, hem kırsalda hem de YNK’nin iktidar olduğu kent merkezlerinde Rojhilat partilerine saldırıyordu. İran, İstihbarat kurumlarından aldığı bilgiler ışığında Başur’daki yüzlerce Rojhilatlı üyeyi katletti.

Türk devletinin geçmişten günümüze Başur’a yönelik yaptığı operasyonlar şöyle:

1-Sıcak Takip Operasyonu: 27 Mayıs 1984- 11 Ekim 1984                                                             

2-1986 Sınır Ötesi Harekâtı: 15 Ağustos 1986 -15 Ağustos 1986

3-1987 Sınır Ötesi Harekâtı: 4 Mart 1987-4 Mart 1987

4-Süpürge Harekâtı: 5 Ağustos 1991-13 Ağustos 1991

5-1992 Sınır Ötesi Harekâtı: 5 Ekim 1992-15 Kasım 1992

6-Xakurkê Operasyonu: Ekim 1992

7-Çelik Harekâtı: 21 Mart 1995 -2 Mayıs 1995     

8-Atmaca Harekâtı: Nisan 1996 -Nisan 1996

9-Tokat Operasyonu: 14 Haziran 1996-Ocak 1997

10-Çekiç Harekâtı: 12 Mayıs 1997-7 Temmuz 1997

11-Şafak Harekât: 25 Eylül 1997-15 Ekim 1997

12-Murat Operasyonu: Nisan 1998-Mayıs 1998

13-Güneş Harekâtı: 21 Şubat 2008-29 Şubat 2008

14-2011 Sınır Ötesi Harekâtları: 17 Ağustos2011-24 Ekim 2011

15-Şehit Yalçın Operasyonu: 24 Temmuz 2015-25 Temmuz 2015

16-Kararlılık Harekâtı: 11 Mart 2018

17-Xakurkê Operasyonu: 27 Mayıs 2019

Türk devleti bütün operasyonlarını KDP ve YNK’nin işbirliği ile gerçekleştirdi. Türk devleti operasyonlarda yüz binlerce asker getirmesine rağmen sonuç alamadı.

Irak güçleri

Her ne kadar Baas rejimi Başur halkının direnişi sayesinde 1991’de Başur’dan çıkarılsa da KDP 1996’da Baas rejimi ile bir anlaşma yaptı. KDP, 30 bin Irak askerinin desteği ve 500 askeri araç ile 31 Ağustos 1996’da Hewlêr’i YNK’den aldı.

KDP-YNK arasında 1982 yılında yaşanan iç savaşa ilişkin konuşan Süleymaniye Üniversitesi Tarih Bölümü Akademisyeni Dr. Selam Ebdulkerim, “Kardeş kavgasında açılan yaralar hala sarılmadı. 1978’de bir iç savaş yaşandı. 1979’da Sosyalist Partisi YNK’den ayrılınca aralarında bazı çatışmalar yaşandı. 1980’de mevcut yaralar sarılacağına iki ayrı cephe kuruldu. Her iki cephe iç savaşı getirdi. Bu savaş yüzlerce üst düzey pêşmergenin katledilmesine neden oldu” ifadelerini kullandı.

Selam Ebdulkerim, “İç savaşın çıkmasında komşu devletlerin ve Türkiye MİT’inin etkisi büyüktü. 1980-1988 yılında yaşanan savaşlarda İran’ın etkisi vardı. 1984’te YNK ve Irak Hükümeti anlaşmaya varmak için görüşmeler gerçekleştiriyordu. Ancak Türkiye anlaşmanın sağlanmaması için Irak Hükümeti’ne baskı kurdu. İşgalci devletler kendi çıkarları için iç savaşın çıkmasında rol alıyordu. Günümüzde de sorunların çözülmemesi için işgalci devletlerin parmağı var. İşgalci devletler hükümeti kendilerine göre yönlendirmek istiyorlar.  1994’te YNK ve KDP arasında yaşanan savaştan sonra komşu devletler Kürt güçlerini kendi çıkarları doğrultusunda kullanmaya başladı. Kürdistan Bölgesi 31 Ağustos 1996’da İran ve Türkiye arasında paylaştırıldı. Her iki devlet de Başur’da kalmaya devam ediyor. Örneğin Türkiye operasyon için bölgeye gelmişti ancak hala Behdinan’da kalıyor.

Bölgedeki kaynaklara göre, Türk askerlerinin pêşmerge kıyafetleriyle PKK gerillalarına saldırıyor. Türkiye bu çabalarıyla bölgede savaş çıkarmak istiyor. Türk devleti, KDP’nin denetiminde olan ve Türk askerlerinin bulunduğu alanları KDP’nin savunması için baskı yapıyor. Böylece gerillalar Türk askerlerine karşı eylem yaptığında KDP pêşmergeleri ile gerillalar arasında savaş çıkar. Türk devleti bu şekilde Başur’da iç savaş çıkarmak istiyor.

Türk devletinin planlarına karşı birlik olmak gerektiğini söyleyen Selam Ebdulkerim, “İşgalci devletlerin kaostan yararlanmasına izin vermemeliyiz. Kürtler arasında barış olmalıdır. Doğru bir iç savaş görmüyoruz ama iç savaşın belirtilerini görüyoruz. Savaşı ret etmeliyiz. Umarım birlik oluruz. Barışın sağlanması ve yaşanan karışıklıkları atlatmamız için ulusal kongreyi gerçekleştirmemiz lazım” dedi.

(hb/eo)