KJK’den 8 Mart’ta tüm dünyayı isyan ve inşa yurdu yapma çağrısı

HABER MERKEZİ

8 Mart eylemlerinde aynı zamanda Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın özgürlüğünün haykırılması gerektiğini vurgulayan KJK Koordinasyonu, “küllerinden isyanı ve yaşamı yeniden yaratan tüm kadınları, tüm dünyayı isyan ve inşa yurdu yapmaya” çağırdı.

Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın kadınlara özgürlüğün ve barışın yolunu en anlamlı şekilde gösterdiği belirtilen KJK Koordinasyonu’nun açıklamasında “Bu 8 Mart eylem ve etkinlikleri, aynı zamanda 26’ıncı yılında Rêber Apo’nun fiziki özgürlüğünün de haykırıldığı, özgürlüğünün sahiplenildiği bir 8 Mart olmalıdır. 21. yüzyılda kadın özgürlük mücadelesi, Rêber Apo paradigması ve kadın özgürlük çizgisi ile doğrudan bağlantılıdır” denildi.

KJK Koordinasyonu’nun 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü arifesinde yayınladığı “8 Mart’la kadın baharlaşmasına yürüyen kadınlara” başlıklı açıklaması şöyle:

Yeni bir 8 Mart’ı daha savaşların, kadın katliamlarının gölgesinde ve bu gölgeye karşı güneş gibi doğan kadın mücadelesiyle karşılıyoruz. Kara bir kış gibi kadınları ve halkları sarıp boğmaya çalışan hegemon erkek zihniyeti ve sistemine karşı kadınlar, baharın müjdecisi olarak umut veriyor, hayatı renklendiriyor.

Kadın özgürlük mücadelesini bir güne sığdıramayız. Ancak 8 Mart gibi yüzlerce kadının yakılarak katledildiği bir günü, kadınların küllerinden yeniden canlandırıldığı bir güne dönüştürmek ve bu günü her güne taşırmak biz kadınların en büyük sorumluluğu olmaktadır.

3. Dünya Savaşı, kadınlara karşı ilan edilmemiş örtülü geliştirilen bir savaştır. Bu gerçeği her ne kadar bin bir yalan ve sahtekarlıkla gizlemeye çalışsalar da yaşanan durum bir savaş durumudur. Bu nedenle kadınların mücadelesi aynı zamanda bu savaşa karşı kendini savunma mücadelesi, öz savunma mücadelesidir. ABD, Avrupa ülkeleri, diğer kıtaların birçok ülkesi herhangi bir devletle savaş halinde değildir ancak kadın cinayetlerine, tecavüz, iş katliamı ve sömürüsü istatistiklerine baktığımızda bir savaşta yaşanmış kayıplar kadar rakamlarla karşılaşıyoruz. Bu istatistikleri savaşın dışında bir kavramla izah etmek mümkün değildir.

Savaşa karşı öz savunma mücadelesini yükseltmeliyiz

Bir de son yıllarda ulus-devletler arası savaşların, yine iç savaşların yoğunlaşmasıyla birlikte bu durum daha korkunç düzeylere ulaştı. Kurdistan’da, Rojava’da, Filistin’de, Ukrayna’da, Sudan’da, Yemen’de, Nijerya’da, Afganistan’da, İran’da, Azerbaycan, Ermenistan ve diğer birçok ülkede bilinen savaşların, yine iç savaşların yaşanması, kadın katliamlarını çok daha üst düzeylere tırmandırıyor. Elbette her ülkede tüm bu yaşananlara karşı farklı düzeylerde de olsa bir kadın mücadelesi yürütülüyor, her birinin anlamı ve önemi vardır.

Ancak 3. Dünya Savaşı aklı, hegemon erkek aklı olarak devrededir ve her yerde kadınları soluksuz bırakmak için ellerinden geleni yapıyorlar. Bu 8 Mart’ın bu anlamda çok büyük bir anlamı vardır. Dünyayı kasıp kavuran bu savaş gerçekliğine karşı kadınlar olarak her yerde ulus-devlet sınırlarını da aşarak birbirimize destek olmalı, yaşanan acıları daha büyük bir sesle haykırmalı, mücadele ve örgüt gücüne kavuşturmalıyız. Erkek devletlerin, erkek aklının ve global erkek sistemin tüm kadınlara ve halklara karşı açtığı savaşa karşı kendini ve toplumu örgütleme, bu savaşa karşı her yerde ve her biçimde öz savunmasını gerçekleştirme, günümüzün barış mücadelesi olmaktadır.

3. Dünya savaşı aklı, milliyetçiliğe, cinsiyetçiliğe, dinciliğe ve bilimciliğe dayanarak savaşları yürütüyor. Ve bu akıl nereye dokunuyorsa orayı kurutuyor, çürütüyor. Bu nedenle günümüzde kadınların öncülüğünde gelişecek barış aklı ve mücadelesi, her türden milliyetçiliğe, dinciliğe, cinsiyetçiliğe ve bilimciliğe karşı Demokratik, Ekolojik ve Kadın Özgürlükçü paradigma temelinde gelişmelidir. Milliyetçiliğe karşı Demokratik Ulus, dinciliğe karşı demokratik inanç, cinsiyetçiliğe karşı Özgür Eş Yaşam ve bilimciliğe karşı Jineoloji ve Özgür Bilim doğrultusunda mücadeleyi yükseltmeliyiz.

‘Rêber Apo kadınlara özgürlüğün yolunu göstermiştir’

25 yıldır İmralı’da en ağır koşullarda esaret yaşayan Rêber Apo, biz kadınlara özgürlüğün, barışın yolunu en anlamlı bir biçimde göstermiştir. Bu 8 Mart eylem ve etkinlikleri aynı zamanda 26’ıncı yılında Rêber Apo’nun fiziki özgürlüğünün de haykırıldığı, özgürlüğünün sahiplenildiği bir 8 Mart olmalıdır. 21. yüzyılda kadın özgürlük mücadelesi, Rêber Apo paradigması ve kadın özgürlük çizgisi ile doğrudan bağlantılıdır.

Sınırları aşarak birbirimize seslenmeliyiz

21. yüzyılın ilk çeyreğini tamamlamaya doğru giderken, kadın mücadelesi stratejik bir barış aklını örmeli, ideolojisiyle, politikasıyla, örgütlenmesi ve mücadelesiyle öz savunmasını gerçekleştirmelidir. İşte bu 8 Mart’ta dünyanın neresinde olursa olsun tüm katledilen kadınları tek tek isimleriyle anmalı, sınırları aşarak birbirimize seslenmeli, birbirimizle Demokratik Ulus ve Demokratik Konfederal anlayışla dayanışmalıyız. Kadınları ve toplumu tüketen bu savaşa karşı sesimizi her yerde yükseltmeliyiz. Nijerya’daki Boko Haram, Afganistan’daki Taliban, İran’daki şeriat rejimi, Türkiye’de AKP faşizmi tarafından kadınlara karşı gerçekleştirilen saldırıları, yine Sudan, Yemen, Ukrayna, Ermenistan, Brezilya, Arjantin, Meksika, Şili ve tüm ülkelerdeki kadın arkadaşlarımızın tecavüzlerden tutalım katledilmelere, idamlara, işkencelere, emek ve beden sömürüsüne, aşağılanmasına kadar her boyutta gelişen saldırıları teşhir edelim, mücadele birlikteliğini güçlendirelim.

Faşist zihniyeti kadın adaletiyle mahkum etmeliyiz

Rojava’da Türk devleti kadın devrimine karşı büyük bir intikamla saldırıyor, Şengal’de, Maxmur’da, Güney’de, Kuzey’de, hatta Paris’e kadar uzanarak özgürlük mücadelesi veren kadınları katlediyor. Efrîn’de, Serêkaniyê’de, faşist TC’nin işgal ettiği kadın devrimi alanlarında kadınlar her gün ağır işkencelerle, katledilme ile karşı karşıyadır. Bakur’da kadın mücadele kazanımlarını her tür özel ve fiziki savaş yöntemlerini uygulayarak gasp ediyor, tasfiye etmeye çalışıyor. Zindanlar mücadele eden kadınlarla, mezarlar Erdoğan’ın kopyası olan erkeklerin katlettiği kadınlarla dolu. Bu 8 Mart’ta Erdoğan ve topluma yaydığı bu çirkin erkeklik her yerde teşhir edilmeli, faşist ve erkekçi zihniyet kadın adaletiyle mahkum edilmelidir. Kadınları idam eden, işkencelerden geçiren, bedenini hapseden İran devletini, Afganistan Taliban rejimini, Boko Haram çete yapılanmasını, tüm savaşlara ve baskılara yol açan erkek devlet iktidarlarını, kadını her türlü meta haline getiren kapitalist sistemi teşhir ve mahkum etmeliyiz.

Tüm dünyayı isyan ve inşa yurdu yapmaya

Jin Jiyan Azadî sloganıyla, kadın aklı ve adaletiyle hegemon erkekliği her yerde yargılamalıyız. Jin Jiyan Azadî ile kadın devrimine yürüyerek, yaşamı kurutan ve çürüten bu kapitalist sisteme, onun her türlü faşist versiyonlarına, hücrelerimize kadar bizi sömüren bu erkek sisteme karşı isyanımızı yükseltmeliyiz. Sokaklar, şehirler, köyler, dağlar, fabrikalar, tarlalar, tüm mekanlar bizimdir, isyan ve inşa yurdumuzdur.

Kadınlar isyanıyla, reddiyle, özgür yaşam bilinci ve inşası ile yaşamı baharlaştırıyor, aydınlatıyor. Küllerinden isyanı ve yaşamı yeniden yaratan tüm kadınları, 8 Mart vesilesiyle tüm dünyayı isyan ve inşa yurdu yapmaya, bu yurtta kadın yoldaşlığını güçlendirmeye, mücadeleyi büyütmeye çağırıyoruz.”

Bunları da beğenebilirsin