Temelli: Başur’a yaptığımız ziyarete önem veriyorum

Başur ziyaretinin kendisi için çok önemli olduğunu anlatan HDP Eş Genel Başkanı Sezai Temelli, “Bugün yaşadığımız siyasi gelişmeleri düşündüğümüzde hem Türkiye’nin hem de bölgedeki siyasi gelişmeleri düşündüğümüzde Bu görüşmeler önümüzdeki süreç açısından büyük önem taşıyordu. Bu açıdan bu ziyarete önem veriyorum” dedi.


HDP Eş Genel Başkanı Sezai Temelli, Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Eş Başkanı ve Ağrı Milletvekili Berdan Öztürk, HDP Grup Başkanvekili ve Mersin Milletvekili Fatma Kurtulan, Eş Genel Başkan Yardımcısı Nazmi Gür, Dış İlişkiler Komisyonu Eş Sözcüsü ve Batman Milletvekili Feleknas Uca, Diyarbakır Milletvekili İmam Taşçıer’den oluşan heyet, 7-11 Eylül tarihlerinde Hewlêr ve Süleymaniye’de temaslarda bulundu. Heyet, birçok parti temsilcisi ve hükümet, parlamento, başbakan dahi olmak üzere üst düzey görüşmeler yaptı.

Ziyarette, ulusal birlik, kayyumlar, işgal saldırıları, Mexmur’a yönelik ambargo ve bölgedeki gelişmeler olmak üzere birçok konu konuşuldu. 

RojNews’e konuşan HDP Eş Genel Başkanı Sezai Temelli, Hewlêr ve Süleymaniye’deki 4 günlük temaslarını, amaçlarını, sonuçlarını değerlendirdi.

‘Başur’a yaptığımız ziyarete önem veriyorum’

Başur’a ilk kez geldiğini ve bu ziyaretin kendisi için çok önemli bir deneyim olduğunu anlatan Temelli, “Siyaseten de baktığımızda önemli bir ziyaret gerçekleştirdiğimize inanıyorum. Hem Sayın Nêçirvan Barzani’nin ve parlamento başkanlığının seçilmesinden dolayı kendilerini kutladık. Ziyaretimiz aynı anda bir nezaket ziyaretiydi. Ama bunun ötesinde özellikle bugün yaşadığımız siyasi gelişmeleri düşündüğümüzde hem Türkiye’nin hem de bölgedeki siyasi gelişmeleri düşündüğümüzde Bu görüşmeler önümüzdeki süreç açısından büyük önem taşıyordu. Bu açıdan bu ziyarete önem veriyorum” dedi.

‘Bölge barışa hasret’

Başur temaslarında mevcut durumun değerlendirmesini yaptıklarını anlatan Temelli, “Türkiye’ye de bölgeye de baktığımızda aslında tüm bölge halkları barışa hasret. Herkes barışı istiyor. Barışın hayata geçmesini istiyor. Bunun için de vazgeçilmez olarak atılması gereken adım tabi ki de demokratik çözümdür. Kürt meselesinin çözümüdür. Kürt meselesinin çözümü deyince aslında bugün sadece bir tek ülkede bu meseleyi çözmek yetmez, bütünlüklü olarak Ortadoğu coğrafyasında mesele artık ele alınmalıdır. Bütün siyasi aktörler bu meseleye müdahil olmalıdır, bu meseleye katkı vermelidir ve çözümün bir parçası olmalıdır. Türkiye’de barış ve demokrasi mücadelesi yürütürken aslında bir yanıyla da Kürt meselesinin çözümüne dair seçenek üretiyoruz. Diğer taraftan Kürt meselesinin çözümünün de demokrasi meselesinden bağımsız olmadığını biliyoruz. Tabi bu sadece Türkiye sınırları içerisinde değil, bunun ötesinde de etkisi olan bir mesele olduğu için özellikle burada yaptığımız görüşmelerde de bunun altını çok net bir şekilde çizdik. Yani demokrasi ve barış mücadelesinin bütünlüklü olarak verilmesi önemlidir.

Ulusal birlik siyasetini açığa çıkarma zamanı geldi

İkinci önemli bir mesele Kürt ulusal birlik meselesidir. Yani Kürtlerin birbirlerine karşı duyarlı, birbirlerinin hassasiyetlerini gözeten ama diğer taraftan da birlikte hareket edebilecek bir siyaseti açığa çıkarma zamanı gelmiştir. Bu konuda atılmayan adımlar, bu konuda ortaya çıkan ihmaller, zaaflar ister istemez meselenin çözümünü geciktiriyor. Ama beraberinde de çok büyük mağduriyetler, çok büyük külfetler yaratıyor. Bundan en çok tabi ki Kürt halkı mağdur oluyor. Savaşın yaratmış olduğu mağduriyet, yoksulluk ve süregiden bu istikrarsızlığı son bulması için her şeyden önce savaşa karşı bir iradenin, bir arada yaşama iradesinin bir an önce ortaya konması gerekiyor” diye konuştu.

Türkiye demokratikleşirse bölge de demokratikleşir

Bölgedeki diğer halklar da tabi ki Kürtlerin ortaya koyacağı çözümleri beklediğini ifade eden Temelli, mazlum halkların tümünün beklentisi bu yönde olduğunu anlattı. Çözüm geciktiği sürece diğer halklar da büyük bir mağduriyeti yaşadığını dile getiren Temelli, “Bütünlüklü ele almak konuyu, bütünlüklü çözüm üretmek bu süreçte çok önemlidir. HDP olarak Türkiye’de barış ve demokrasi mücadelesini yürütürken, Türkiye’nin demokratikleşmesinin ne kadar önemli olduğunu dile getiriyoruz. Çünkü Türkiye demokratikleşirse bölge demokratikleşir. Türkiye’de barışı var edebilirsek, bölgeye barış gelir” dedi.

Üçüncü yol arayışımız var

Türkiye güçlü bir ülke fakat gücünü iyi kullanmayan bir ülke olduğunu belirten Temelli, “Türkiye önemli bir ülke fakat kendi öneminin farkında olmayan bir ülkedir. Dolayısıyla kaynaklarını yanlış kullanan, dış politikada itibarsız bir siyaset üreten, iç politikada toplumsal barışı yok sayan bir anlayış sadece Türkiye’de otoriter bir rejimi, baskıyı şiddeti, savaşı, yükseltmiyor. Bölgeye de ciddi bir istikrarsızlık getiriyor. Bölgede de barış umutlarını köreltiyor. Bu tabi Türkiye’deki iktidardan kaynaklı bir durumdur. O yüzden de Türkiye’de demokrasinin önemli bir seçenek olduğunu ortaya koyan bir üçüncü yol anlayışımız var. Bunun siyasetini yükseltiyoruz. Demokratik siyaset, demokratik anayasa, demokratik müzakere dediğimiz hem Kürt meselesinin çözümü hem de Türkiye’nin demokratikleşmesini ele alan bir siyaseti kararlı bir şekilde sürdürüyoruz. Ama biraz önce de belirttiğim gibi bu Türkiye’nin ötesinde de bir arada siyaseti var edeceğimiz bir sürecin içinde olduğumuzu bir kez daha belirtmek isteriz” şeklinde konuştu.

Kürtler bölgenin en politik öznesidir

Türkiye’de barış bölgede barış, Türkiye’de demokrasi bölgede demokrasi ilkesine sahip çıkılması gerektiğini anlatan Temelli, Irak’ta, İran’da, Suriye’de Türkiye’de Kürtler var ve Kürtler bu bölgenin gerçek anlamda en önemli politik siyasal toplumsal öznesidir. Bu özneyi yok sayarak, Kürtlerle siyaset yapmayarak, Kürtlerle barışmayarak buradaki meseleleri çözmeniz mümkün değil. Hiçbir meseleyi çözmeniz mümkün değil. Ne kadın meselesini, ne emek meselesini, ne doğa meselesini, hangi meseleye el atarsanız atın gerçek özneyi yok sayarak, onlarla siyaset yapmayarak hiçbir meseleyi çözemezsiniz. Her bir ülkede Kürtler varsa o zaman her bir ülkede çözümü ortaklaştırmak ve politikayla hareket etmek önemlidir. Her ülkenin birbirlerine karşı hassasiyetleri var, her bölgenin birbirine karşı hassasiyeti var. Bunu çok iyi anlıyoruz. Böyle de olmalıdır. Farklılıklar var, bu çok doğal. Ama bunlar ortak çözüm üretemeyiz anlamına gelmiyor.

Öcalan’ın çağrıları dikkate alınabilirse…

Bütün bunlarla birlikte farklılıklardan güç alarak, bölgenin bütün dinamiklerine özen göstererek, birlikte çözüm üretilebilir. Bunu başarabiliriz. O yüzden Türkiye’de demokratikleşme büyük önem taşıyor. Çünkü Türkiye’de demokratikleşme sağlanabilirse, Türkiye’deki Kürt meselesinin çözümüne yönelik sahici adımlar atılabilirse, bu konuda özellikle Sayın Öcalan’ın çağrıları dikkate alınabilirse ki 2013-2015 arasında Türkiye’nin çok önemli bir deneyimi var. Bu minvalde gelişmeler yaratılabilirse, bu olumlu gelişmelerin çok çok önemli pozitif etkileri bölgeye de yansıyacaktır. Başur’da demokratikleşme adı altında atılacak her adım, burada barışa sağlanacak her katkı Türkiye açısından da önemli olacaktır” diye ifade etti.

Acil kongre çağrısı yapılmalıdır

Temelli, “Bugün bu kopukluk nedeniyle, bu birbiriyle yetersiz diyalog nedeniyle, örneğin Türkiye’de kayyumlar çok rahat atanabiliyor ya da Başur’a ‘Pençe operasyonları’ yapılabiliyor ya da Rojava’ya çok rahat tehditlerde bulunulabiliyor.  Ortak aklı ortaya çıkartmak için konuşmamız gerekiyordu. Bu açıdan Kürt meselesi dediğimiz mesele Kürtlerin meselesi değil, Kürtlerin haklarını yok sayan bir anlayışın meselesidir. O zaman bunu çözmek demek aslında bu anlayışa karşı topyekûn mücadele etmektir. Ulusal birlik meselesinin neden önemli olduğu burada saklıdır. Bir kongre çağrısı acil bir ihtiyaç ve beklentidir.  Bu konuda çabalar önemli. Onun için de bir an önce adım atılmalıdır. Karşılıklı duyarlılıklar geliştirilmelidir. Herkes olduğu yerden bu konuda inisiyatif almalı ve adım atmalıdır. Tabi Başur bu konuda önemli bir merkez. Buradaki bütün siyasi liderlerle görüşme amacındayız. Birçoğu ile görüştük. Kendilerine düşüncelerimizi aktardık. Onlar da bu düşünceleri bizimle olumlu bir şekilde paylaştılar, olumlu yaklaştılar. Üzerlerine düşen görevi alma konusunda ben gayretli gördüm. Daha umutluyum. İnanıyorum ki en kısa zamanda münasebetler daha sağlıklı bir şekilde gelişecektir” diye konuştu.

Türkiye’de büyük bir mağduriyet var

Önümüzdeki süreçte Nêçirvan Barzani ile Mesut Barzani’nin sorunların çözümü konusunda rol alıp almamalarına ilişkin Temelli şunları söyledi; “Çağrıda bulunduk. Kendileri bu çağrımıza olumlu yanıt verdiler. Tabi ki demokratik bir çözüm istiyoruz. Bugün bu savaştan herkes mağdur oluyor. Türkiye’nin bu keyfi yönetim anlayışı kabul edilemez. Biz Türkiye’de büyük mağduriyetler yaşıyoruz. Türkiye’de ciddi bir istikrarsızlık var. Ekonomik istikrarsızlık, politik istikrarsızlık var. Türkiye’de çok yaygın bir yoksulluk var. Bunlar aslında çözebileceğimiz şeyler. Nasıl çözebiliriz, demokrasi ile çözebiliriz. Tabi ki de demokratik bir çözümün peşinde olacağız. Bütün siyasetçilere çağrım bu yöndedir. Siyaset yapıyorsak, tabi ki demokratik çözümleri üretmekle mükellefiz. Bunun hayata geçmesi için adım atmalıyız. Biz bu yönde çağrılar yaptık ve çağrılarımıza olumlu yanıtlar aldık. Umarım önümüzdeki süreçte bu konuda herkes üzerine düşen sorumluluğunun gereğini yapar.”

Bazı sözlerim çarpıtıldı

Temelli yaptığı açıklamalarda bazı sözlerinin yanlış anlaşıldığına ilişkin ise şunları söyledi: “Tabi ben Türkçe konuşuyorum, Kürtçeye çevriliyor. Çeviri sorunları olabilir. Çarpıtılmış olabilir ama benim açıklamalarım çok net. Tabi ki Kürt dünyası zengin ve çok büyük bir dünyadır. Ufak bir gruptan bahsetmiyoruz. Sadece bölgede 45 milyon Kürt’ten bahsediyoruz. Sadece bölgede onlarca siyasi partiden bahsediyoruz. Bölgede birçok Kürt toplumundan bahsediyoruz. Farklı farklı eğilimlerden bahsediyoruz.  Tabi ki Kürtlerin birçok lideri var. Bunlardan biri Mesut Barzani’dir, bunlardan biri Sayın Öcalan’dır. Bu bir gerçekliktir. Siyaseten ne söyledikleri önemlidir. Biz baktığımızda bu meselenin çözümü için barış, demokrasi, Kürt meselesinin çözümü için önemli olan çabaların nasıl ortaya konduğuna, bu konuda nasıl bir çözüm yolu önerildiğine bakıyoruz.

Öcalan’ın açıklamaları bizim için önemlidir

Biz bir üçüncü yoldan bahsediyoruz. Demokratik müzakereden, özgür siyasetten bahsediyoruz. Dolayısıyla Sayın Öcalan’ın açıklamaları bizim için önemlidir. Çünkü kendisi en son ‘Ben 2013’te durduğum noktadayım’ dedi. 2013’ten sonraki süreç bütün Ortadoğu, bütün dünya, Türkiye için çok önemli bir süreçti. İyi değerlendiremedik. Bu konuda başta biz birçok kurum özeleştirisini verdi. Oysa barış ve demokrasi süreci ilerleseydi belki bugün bu sorunların birçoğunu yaşamıyor olacaktık. Tabi ki herkes olduğu yerde meseleye farklı farklı bakıyor. Ama bütün Kürtlerin tek bir yapı olarak değerlendirmek de büyük hata olur. Söz çarpıtılmış.”

‘Barış ve demokrasi konusunda umutluyum’

Temelli son olarak 4 günlük ziyaretlerinden elde ettikleri sonuçlara ilişkin şunları belirtti: “Her şeyden önce barış ve demokrasi noktasında daha umutluyum. Bu önemlidir. Ortak sorunlara ancak ortak çözümler üretilebilir. Çoğunlukla bu noktaya gelinmiş olması hem bölge açısından, hem Türkiye açısından çok olumlu bir gelişmedir. Devletler arasında, toplumlar arasında siyasi partiler arasında daha çok diyalog daha çok temasa ihtiyaç var. Bir de tabi özellikle meselenin altını bir kez daha çizmek istiyoruz. Sonuçlara bakarak çözüm üretemeyiz. Nedenlere bakmalıyız. En temel neden de Kürt meselesidir. Kürt meselesinin çözümüne bakıp, Kürt meselesinin nasıl çözeriz,  üzerinden demokrasi meselesine bakıp demokratikleşmeyi nasıl sağlarız üzerinden çaba göstermeliyiz. Ortaya çıkan sonuçlara odaklanıp, nedenleri kaybetmemeliyiz.”

(eo)