Pozitivist bilim yine yanıldı: ‘Avcı kadın’ tezi çöküyor

DÎLAN FIRAT

2023 yılında yapılan bir çalışma, pozitivizmin ‘kadınların avcılık yaptığı’ iddiasının abartıldığını ortaya koyarak kadın avcıların bir istisna olduğuna dikkat çekti.

Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan, Neolitik dönem öncesi klan yaşamında bir iş bölümü olduğunu ve kadının ağırlıkta toplayıcılık, erkeğin ise avcılık yaparak komünal ekonomiye katkı sağladığını belirtir. Nitekim Önder Apo, Neolitik dönemi toplumsallığın ortaya çıktığı bir inşa süreci olarak tanımlıyor. Önder Apo, bu inşa sürecinde göçebe yaşam süren toplulukların yerleşik yaşama geçerek toplumsal özellik kazanmasında kadının ağırlıklı olarak barışçıl, toplayıcı, şifacı ve komünal kimliğiyle rol oynadığını ortaya koydu.

Erkek egemen zihniyetin kendisini kurumsallaştırmak adına hizmetinde tuttuğu pozitif bilim, son yıllarda kadın kimliğini avcılıkla özdeşleştirmek ve kadınların avcılığın ayrılmaz bir parçası olduğunu ispatlamak için çeşitli argümanlar ortaya koyuyor.

2023 yılında, Kuzey ve Güney Amerika, Afrika, Avustralya, Asya ve Okyanusya’daki yerli halkların da içinde olduğu günümüz toplayıcı 63 farklı topluluğu mercek altına alan bir çalışma, pozitif bilimin iddia ettiği ‘avcı kadının’ metodolojik seçim yanlılığı barındırmış olabileceğini ortaya koyuyor.

Araştırmacılar, daha önce yapılan ve toplumların yüzde 79’unda kadınların aktif avcılık yaptıklarını iddia eden bir çalışmanın, metodolojik (yöntemsel) kusurlar ve seçim yanlılığı barındırdığına dikkat çekti. 2023 yılında tekrarlanan aynı çalışma, yüzde 79 oranında büyük bir abartıyla kadınların avcılık yaptığını iddia eden çalışmadan çok daha farklı bir sonuç ortaya çıkardı. Buna göre, ‘avcı kadın’ bir kural değil, bir istisnaydı.

Böylece, önceki çalışmanın, avcılıkla ilgili ‘erkek egemen sistem verileriyle’ dolu bir etnografik veri tabanından yararlandığı ve yanıltıcı bir sonuca yol açtığı ortaya konuldu.

Araştırmacılar, önceki çalışmanın yanıltıcı sonuçlara yol açmasını 2020 yılında yapılan bir araştırmaya dayandırmakta. Buna göre, 2020 yılında yapılan bir çalışma Peru’nun And Dağları’nın dağlık bölgelerindeki 9.000 yıllık bir mezar alanında, azımsanamayacak sayıda kadının büyük av hayvanlarının avcısı olduğunu öne sürdü.

Ancak bunun dışında kadınların avcılık yaptığına ilişkin bir veri ortaya konulmamakla beraber, araştırmacılar bu çalışmanın sistemin verili ve sakat anlayışının kendisini yeniden üretmesi için bir dayanak olduğunu da belirtiyor.

Araştırmacılar, ayrıca önceki çalışmanın göçebe topluluklarda cinsiyete dayalı işbölümü bulunmadığı ve zayıf olduğu gibi iddiaların da ellerindeki verilerle çeliştiğini belirtti.

Nitekim Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan, klan toplumundan Neolitik döneme değin toplayıcılıkla uğraşan kadının topladığı bitkilerin özellikle yabanıl tahılların (buğday ve arpanın) mevsimlere, yağmura, doğal sulamaya, iklimsel değişikliklere nasıl tepki gösterdiklerini, bunlarla aralarında nasıl bir bağ olduğunu anlamaya çalıştığını söylemektedir.

Doğayla, anlam ve zekaya dayalı bir bağ geliştiren kadının toplumsal aklı geliştirdiğini, bunu da toplumsallığın hizmetine sunduğunu ifade etmektedir. Kişiye göre iş mantığı değil, işe göre kişi mantığı işletilmektedir. Bu bağlamda erkeğin avcı rolünü üstlenmesi de topluluğun tecrübelerinden faydalanması sonucu ortaya çıkmış doğal bir sonuçtur. Dolayısıyla avcı-toplayıcı toplumlardan yerleşik yaşama geçen toplumlara dek, cinsiyete dayalı bir işbölümü vardır. Ancak bu işbölümü, pozitif bilimin iddia ettiği gibi toplumsal cinsiyet rollerine göre gerçekleşmemiştir.

Araştırmacılar son olarak, Batılılaşmış emek anlayışlarını topyekûn bir genelleme ile tüm toplayıcı topluluklara yansıtan etnografik revizyonizme karşı uyarıda bulunarak ‘avcı kadın’ tezinin çöktüğünü söyledi.

 

Bunları da beğenebilirsin